Biz millet olarak, bir çok sıkıntı, ızdırap, yokluk hatta ferdi esaret bile yaşamışız tarih boyunca. Ama hepsi ile baş etmesini de bilmiş yine başımız dik olarak bu sıkıntıları savmıştırız. İşte bu günlerde de bu tür sıkıntılarla karşı karşıyayız.
Bu ara, temel gıda maddeleri, dayanaklı tüketim malzemeleri, kozmetik, içecekler, ekmek, bakliyat tüm ürünlerin fiyatlarında bir misli, iki misli hatta daha fazla artış oldu. İnşaat sektörü ise zaten başını aldı gitti. Nedir bu? Neden oldu? cevabını bilen var mı? Şöyle düşününce bir tüketici olarak ne oldu da bu fiyat artışlarını gerektirecek, bir tabi afet mi yaşadık yada bir savaş halimiz mi oldu. Şükür olmadı, durup dururken birden dolar artışı peşine de hala devam eden fiyat artışları oldu.
Tabi ki bu fiyat artışlarının sonucu ücretlerde de bazı artışlar oluyor. Olmalı da! Özellikle asgari ücret de umut verici bir artış olmakla birlikte devamı da gelecek sanırım. Benim burada üstünde durmak istediğim konu fiyat artışlarına neden olan bir başka ama çok önemli bir gerekçesine dikkat çekmektir! O da şudur bizim aşırı tüketim talebimiz. Bu ortamdan şikayet ediyor isek mutlaka tasarruf edip az tüketip az satın almalıyız. Zaten artış eğiliminde olan mamullere, yarı mamullere, talebimizin çokluğu bunların fiyatlarında da doğal olarak artışa neden oluyor.
Ekonomide/ iktisat da ki “görünmeyen el dediğimiz” arz/talep fiyat dengesi ancak talebi kısarak tüketici lehine dengeyi sağlar ve fiyatlardan belirgin düşmelere neden olur. Talep kısılsın ki fiyatlar düşsün. Talep kısılmasına yönelik en basitinden popüler olan ay çiçek yağına zam geleceğini duyan en az ülkemizde 15 milyon hane olduğunun düşünecek olursak, bunların 5 kg lık bir kutu ay çiçek yağı aldığını varsa-yarsak, bu durumda 15 milyon kutu satış eder ki bu durum bu ürünün fiyatının artışına mutlaka neden olur. Yine zam gelecek diye bir depo benzin almak için sıralara girmek ne kadar çözüm sayılır.
Millet olarak gıda stoku gibi bir alışkanlığımız varsa da bunu olabildiğince abartmamak lazım. Batı da ve Japonya’da gram ile tane yada dilim şeklinde tüketime çokça şahit oluyoruz bizde böyle olamasak bile en azında ölçüyü kaçırmamaya bakmalıyız. Zira her daim kıt olan kıymetli olmuştur. Bu değişmez temel kuraldır. Öyleyse, gereksiz yere suni rüzgarlarla kıtlık yaratmamak hepimizin lehine olduğunu asla unutmamalıyız. Hiç şüphesiz bu örnekleri çoğaltmak elbette mümkündür.
Bizler ulus olarak sabırlı sebatlı bir milletiz, bu sıkıntılardan sabır ederek sebat göstererek yıkıp dökmeden, heyecan yapmadan yarınlara güzel bakarak bir birimize de yardımcı olarak atlatmalıyız. Unutmayalım ki başka bir TÜRKİYE yoktur. Ayrıca bir yerden satıcı isek







