Yaşamımız boyunca sahip olduğumuz yada bize bahşedilen bir çok değerli, yada az değerli değerlerimiz vardır. İşte bunların içinde en değerli olan hiç şüphesiz ki sağlığımızdır.
Sağlık tüm canlılar için olmazsa olmaz olmakla beraber yaşamımızın sürdürülmesi açısından vazgeçilmezimizdir. Sağlıksız bir hayatın tadı ve tuzu olmayacağı gibi sürdürülebilirliği de yoktur. Sağlıksız bir yaşamda zevk almak günlük ihtiyaçlarını karşılamak bir yana, hayatımız bir işkenceden öteye de geçmez. Sabahları sağlık ve sıhhatli uykudan uyanmak güne bu sağlık ve sıhhat ile başlamak kadar değerli ne olabilir. Ya da sağlıklı bir şekilde başını yastığa koyup mışıl mışıl uyumaya ne denir. Ya da önüne koyulan nimetleri tüketirken acaba diye düşünüp sormadan iştah ile yemek kadar güzel ne olabilir.
Sağlığımız kadar kıymetli ve değerli bir varlığımız olmadığına göre bu sağlığımızı da bu şekilde sürdürmek onun kıymetini bilmek de onun kadar önemli olduğunu unutmamak gerekir. İşte bu noktada, dikkatli ve azimli davranarak elimizdeki bu sermayeyi pervasızca harcamamak konusunda çok ama çok duyarlı olmalıyız. Olmalıyız ki iş işten geçtikten sonra ah vah etmeyelim. Nasıl olacak peki bu iş; çok basit önce sağlıklı yaşam için kendimizi, kendimiz kontrol altında tutmalıyız. Yememize, içmemize, uykumuza, iş hayatımıza, psikolojimize özen göstermeliyiz. Vücudumuzunda muazzam bir makine olduğunu varsayarak, onunda ihtiyaçlarını zamanında temin ederek arıza ve saf dışı olmasına, olmadan önce önlem almalıyız.
Bu noktada hastalanmadan önce hasta olmamaya hasta olunca da vakit kaybetmeden doktora giderek gerekli tıbbi yardımı almadan geri durmamalıyız. Ayrıca, zararlı alışkanlıklarda da kesinlikle ve kesinlikle uzak durarak gereksiz yere vücudumuzu yormamalı ve zehir yüklememeliyiz. Sadece bunlara dikkat etmekle de kalmamalı, vücudumuzun en temel ihtiyacı olan hareket ve sportif faaliyetleri de ihmal etmemeliyiz. Bu mümkün olmuyorsa bile asgari miktarda da olsa yürüyüş gibi hepimizin yapabileceği basit ve önemli aktivitilere de devam etmekten geri durmamalıyız. İşleyen demir pas tutmaz, sözü ile atalarımız bunu en güzel şekilde tarif ederek bizleri uyarmıştır.
Unutmamalıyız ki, sağlığımıza ait en değerli servetimiz ne sınırsız ne sonsuzdur. Bize verildiği gibi alınabilir sahip olduğumuz gibi de kaybedebiliriz de. Hiç şüphesiz Mevla'nın tayin ettiği süre kadar yaşayacağımız kesin ve net ise de; Bu sürenin sağlıklı ve sıhhatli geçirmemiz de bir bakımda bizlerin elinde olduğu da aşikardır. Bunu hiçbir zaman unutmamalıyız ve buna göre davranmalıyız. Yoksa yarı yolda kalır da hastane köşelerinde inim, inim inlerken etrafımızda
kendimiz ile birlikte üzerek kırıp dökebiliriz. İşte o zaman ah gençlik. vah gençlik gibi çaresiz ve faydasız feryadımızı da kimseye de duyuramayız da iş işten çoktan geçmiş olur.







