Ömer Yılmaz'ın Kaleminden--Köyümde Bir Hafta.
Köyümde Bir Hafta
Köyümde Bir Hafta.
Şehir hayatı şehirdeki yaşam zorlukları, karmaşası, ulaşımı gürültüsü, patırtısı etrafın karmaşası derken insanı bunaltıyor ve artık dayanacak da gücü kalmıyor. Bu sebeplerden dolayı köyüme bir haftalığına da olsa gitmeye karar verdim.
Köyüm şehrimize yaklaşık 30 km uzaklıkta olup burada dedemden kalan eski bir evimiz var ve birde bahçemiz .Burası yaşamamız için adeta bir hayat öpücüğü gibi elzem neyse hazırlıkları yaptık ve izin işlerini hallederek yola çıktık köyümüze doğru ilerledik.
Daha şehirden çıkar çıkmaz o eşsiz arazi ve tabiatın görüntüsü insanı cezbetmeye başlıyor. İnsanın ruhunu ve bedenini yıpratan, yeyip, bitiren , stresten strese sokan bütün olumsuzlukları hızla arkamda bırakıyorum adeta uçuyorum köyüme.
Köyüme varmadan geçmemiz gereken komşu köyü de geçtikten sonra ve artık o muhteşem köyümüz ileride görünüyor köye giriş yollarımız asfalt, her iki tarafı iğde ağaçları ve söğütlerle dolu yemyeşil bir yol sizi selamlıyor onların arasından hızla gitmek olur mu adeta yürür adımlarla gidiyor gibi arabayı sürüyorum.
Tüm yeşilin mis gibi kokusunu ciğerlerime doldura doldura yolda ilerliyorum, yol kıvrıla kıvrıla, bir inişli bir çıkışı ile köye yöneliyor son yokuşu çıkınca artık köyümüz önümüzde...
Yokuşu çıkınca bizi ilk camimiz karşılıyor.
Camimizin yapılışı çok eski ama sağlam ve yeterli köyümüzün ihtiyacını karşılıyor. Hemen yanında okulumuz mevcut. Okul ve cami yan yana. İlim ve iman ne güzel bir birliktelik. İşte yüce dinimizin emri de bu değil mi. İlk emri oku, oku ve imanlı ol. Bunları düşünerek devam ediyorum, yolun kenarında beton harık var. Bahçeler ve arazi bununla sulanıyor. Yaz mevsiminde bir damla su boşa harcanmaz. Bu suyun akışı bile yolun havasını değiştiriyor. Harıkın yanında ağaçlar var, yolu kapatmışlar. Sadece bunlar mı daha köye varmadan yolda bizi karşılayan çil çil tavuklar, ahıra doğru giden kuzular, kapının önünde bekleyen köpekler caminin önünde duran ihtiyarlarımız, komşularımız, bahçede çalışan akraba ve canlarımızın hepsi bize apayrı bir heyecan ve duygu veriyor.
İleride köy meydanına da ki çeşme hala duruyor suyu kurumuş ise de çeşme sağlamlığını koruyor. Evlere içmeye suyu alınınca artık bu çeşmeden su alan kalmadı ve çeşmemiz bakımsızlıkta kurudu bizim tarihimizle birlikte yok olanların listesine katılacak. Geçtiğimiz evlerin bir kaç tanesi tuğladan yapılmış diğerleri kerpiçten yapılmış. Kerpiç evlerin sıvaları çamurdan üzeri kireç ile badana yapılmış mis gibi toprak kokuyor. Bizim evimiz de öyle büyük büyük kalaslar var adete yıllara meydan okurcasına insan bunlar üzerimize düşse halimiz nice olur diyesi gelir baktıkça. Kapıların kanatları da kendisi de tamamen el yapımı köy şartları ile yapılmış. İşte çeşmenin yanında da geçtik bu çeşmenin dili olsa da söylese kim bilir bunun suyunda nice nice insanlar,hayvanlar içti. kışın soğukta donan ağzında sızıntı ile akan suyu kimler bekledi. Yada bu çeşmenin yanında, başında hangi
sevda türküleri söylendi, kimlerin buluşmasına şahitlik etti de nice gönülleri bir kıldı, kim bilir. Şimdileri sesiz ve sakin durmasına bakmayın bir zamanlar ne fırtınalara şahitlik etmiştir bu çeşmemiz.
Burası benim köyüm, burası benim evim, gitmesek de, görmesek de ben buraya aitim. Ben bu hafta her sabah bu horozların sesi ile uyanacağım. Ahırlarda meleyen kuzuların sesini dinleyeceğim. Dalından kopardığım kıpkırmızı domatesleri yiyeceğim, çilli tavuğun sapsarı yumurtasını haşlayacağım. Yapılacak salçaları seyredeceğim. Bunlar ile haftamı dolu dolu geçireceğim. Akmasa da çeşme başına gidip geleceğim. Bitti mi; Hayır gece olunca bir yandan da gökyüzünün yıldızlarını seyredeceğim, kuşların ötüşünü, baykuşun figanını ,guguk kuşunun
sesini,sessiz ve sakin her şeyden uzak dinleyeceğim. Kafamdakilerin boşaltıp sakin sakin geçenin karanlığına dalıp dalıp gideceğim. Artık ne televizyondaki spiker nede dünyada olup biten beni ilgilendirmiyor sadece ben varım birde düşüncelerim ile düşüneceğim..
Düşüneceğin kim dersen, tabi ki sensin sen.....







