Makale

Ömer Yılmaz'ın Kaleminden--Hayeller ve Gerçekler

Tüm yaşamımız boyunca mücadelemiz hep bir yerlere gelmek bir kariyer yapmak,zengin olmak, şu olmak bu olmak, şurada bulunmak,burada bulunmak gibi neden ve gerekçeler ile geçmektedir

Ömer Yılmaz'ın Kaleminden--Hayeller ve Gerçekler
Tüm yaşamımız boyunca mücadelemiz hep bir yerlere gelmek bir kariyer yapmak,zengin olmak, şu olmak bu olmak, şurada bulunmak,burada bulunmak gibi neden ve gerekçeler ile geçmektedir. Bütün bunlar hayatın vaz geçilmez bir parçası olabilir ve öyledir de peki bu yapmaya çalıştığımız iş ve işlemler hayatımızın idamesi için olmazsa olmazlarımız sa kendimiz için ne yaptık ne yapıyoruz. Bunu hiç düşündük mü acaba; Yada kendimiz kendi isteklerimiz iç dünyamızın bize söyledikleri şeyler neler ve biz bunların ne kadarının farkındayız. Ne yazık ki hayatımızın daha ilk sayfası olan çocukluğumuzdan itibaren istikamet ve gidişatı kendimiz değilde şartlar,koşullar ve ailemiz belirlemekte bizi onlar kovalamaktadır. Biz kendi istek ve beklentilerimizi zamanla unutup hayatın olağan akışı içerisinde kaybolup gitmekteyiz İşte bu nokta da mutsuz bir birey olarak toplumda yerimizi alırken,bu mutsuzluğumuz ailemizi,çocuklarımıza,iş hayatımıza,mesai arkadaşlarımıza kısaca çevremizde yer alan kişilere bir şekilde yansıyor, Sonuç olarak hayatta mutlu olmayan bir topluluk oluşuyor ve bu da her türlü tehlikenin habercisi sayılır. Hayalleri ile yaşayamayan bir bireyler yığına dönmüşüz adeta. Bu her alanda bu mevcut, terzi olmak isteyenin tornacı,kaportacı olmak isteyenin kahveci,doktor olmak isteyenin veteriner,memur olmak isteyenin kasap, kente yaşamak isteyenin köyde yaşadığını,küçük bir şehirde hayatını sürdürmek isteyenin mega bir kente yaşadığı gibi bir çok alanda örnekler verilebilir ve etrafımızda ne yazık ki mevcuttur bu olumsuz örnekler. Özel hayatımızda ki yaşamımız belki bizim hayalini kurduğumuz dünyadan çok farklı olması bir çoğumuz için ne yazık ki içten bile değildir. Ters köşe olmuş bu insanların artık hayalindeki dünyayı kuracak ne zamanı ne de mecali kalmamış kaderine razı olarak acı acı iç geçirmekten başka yapacak bir şeyi bulunmamakdır. Hayallerimizle gerçeklerin çatışmasının dindirilmesinin yolu, yanan ateşin söndürülmesinin çaresi ise kader şemsiyesinin altına sığınarak, rıza ve razı olmaktan geçmektedir. Yoksa yanan yüreğin daha da yanarak kendini tüketecek geriye kocaman bir ah ve vah dan başka bir şey kalmayacaktır.