Ömer Yılmaz'ın Kaleminden--Babalar Günü
Babalar Günü Elini öpmek, yanına bağrına oturup yanaşmak yaptığın yapacağın tüm işlerde olaylar da haberi olduğunda rahatladığın, hiçbir zaman kredinin tükenmediği ulvi bir makam ve daima sana açık bir kapının adıdır baba
Babalar Günü
Elini öpmek, yanına bağrına oturup yanaşmak yaptığın yapacağın tüm işlerde olaylar da haberi olduğunda rahatladığın, hiçbir zaman kredinin tükenmediği ulvi bir makam ve daima sana açık bir kapının adıdır baba.
Bütün ömrünü ailesine adamış varı ile yoku ile yanında yanı başında duran giymeyip giydiren, yemeyip yedirendir baban. Hastalığında sabahlara kadar başında bekleyip sabahleyin sesizce işine gidendir baban. Bırakın yediğini gördüğü tatlı ve güzel şeyleri cebinde elinde azda olsa sana getirip tattırmak için çırpınandır baban. Dualarının başında sonuna kadar senin için Allah’tan niyazda bulunandır baban. Senin derdini dert, hayallerini hedef yapandır baban.
Bunları say say sayfalarca sayda sıralada bitiremezsin babanın babalığını. Öyle ya bütün bunların karşılık özeti kısaca sen hiç de baba olmayaydın olabilse de, hiç de öyle değildir. Baba olmak sorumluluktur. Belinin büküldüğünü hissetmektir. Bütün bu sorumluluklar ve yükümlülükler altında inlemek ise de iniltini kimselere duyurmamaktır. Evladının bozulan sıhhati, mutluluğu,derdi için çaresizse için için gözyaşını içine akıtmaktır, boyuna posuna baktığın evladını sevmeye kıymadığındır babalık.
Peki bu babalarımızı bitmek bilmez bu sevgi ve muabettlerinin karşılığını sadece yılda bir defa olan babalar gününe mi havale ederek kurtulacağımızı mı sanacağız .Hayır hayır bu bu kadar basit olamamalıdır. Bizim kültürümüzde, dinimizde, töremizde bunun yeri yoktur hiç olmamış ve olmayacaktır. Elbette bugün bu eli öpülesi babaları hatırlamak gönüllerine su serpmek ufakta olsa bir hediye ile sevgimizi belli etmek bunu verirken bile sevginin doruğu olan torunları kullanmak onlara verdirerek biri bin yapmak ne kar güzel bir duygu ise de onlar bunu her zaman hak eden bizlerin yegane varlıklarımızdır. Onlara vereceğiniz maddi hediyelerden ziyade manevi hediyeniz olan sevgi,saygı ve muabettlerinize ihtiyaçları vardır. Birde çok çok sevdikleri torunların onlarla bütünleşmelerini sağlamanız onlara verebileceğiniz en büyük hediyedir.
Sevgi ve saygıyı sonuna kadar hak eden babalarımızı her gün babalar günü imiş gibi hatırlamak, sevgi ve muhabbetimizle kucaklamak, hepimizin birinci derece de vazifesi olmalıdır. Unutmamalıyız ki onlar bunları fazlasıyla hak eden az kalan yiyecekler için bana yaramıyor deyip yemeyen, pay yaparken daima bir eksik pay ile kendini yok sayan ,cebimize gizli gizli harçlık koyan elleri öpülesi çilekeş babalardır.







