Makale

ÖMER YILMAZ'IN KALEMİNDEN--ANLAMLI ZİYARET

Şehir mezarlığına yaklaşıyorum ve şehir mezarlığı girişinde bir cami var büyükçe bir cami, cuma günleri tıka basa dolar bu cami

ÖMER YILMAZ'IN KALEMİNDEN--ANLAMLI ZİYARET
Şehir mezarlığına yaklaşıyorum ve şehir mezarlığı girişinde bir cami var büyükçe bir cami, cuma günleri tıka basa dolar bu cami. Cami'nin altında yer alan gasilhane ve abdesthane mevcut ve burada bekletilen cenazeler için morg var .Ayrıca, sol tarafta idari bina mevcut, otoparklar ile hayır sahibi tarafından kızının hatırasına yaptırılan gül bahçesi var ki görülmeye değer. Mezarlık girişinde büyükçe yazılı olan ”Her nefis ölümü tatacaktır” ayeti insanı derinden ürpertiyor.   Mezarlıkta yürürken mezar taşlarına ister istemez gözümüz ilişiyor bir fatiha talebi yazılı, kimi gencecik kimi yaşlı kimi çocuk kimisi genç yaşta vefat edenlerle dolu hiç kimsenin neredeyse unvanı, malı, mülkü, çocukları yani dünya ile ilgili vasıf ve servetlerine işaret eden emare yok gibi. Sakin mi sakin hiç bir rahatsız edici durum yok. Mezarların başlarına ve sonlarına dikilin ağaçlar pafta pafta ormana dönüşmüş,dağ başı olan tepeler birer orman olmuş,artık o kadar büyüdü ki mezarlık bir uçtan diğer uca araba ile gitmen gerekiyor .   Yürüyorum mezarlıkta mı yoksa ormanda mı belli değil gibi. Birden yıllar önce ölen tanıdığın mezarı,yanında eşinin mezarı var sadece adları yazıl ne o öyle haşmetli duruş yok olmuş, hiç olmuş. İlerliyorum arkadaşımın mezarı, duruyorum başında nerede o günler; Şöyle yapacağım böyle yapacağım diye tarih verip hesap yapan ne oldu bu hesapların diye düşünüp ilerlemeye devam ediyorum. Bir başka arkadaşın mezarındayım bakıyorum, vefatından bir kaç gün önce borçlanma talebi yıllarca sürecek borcun altına girme isteği vardı, oysa ölüm her zaman ki gibi yanı başımızda ilerliyorum. Komşum, köylüm, mesai arkadaşım ,halamın,dayımın mezarları yar yar yatıyorlar hiç hallerinden şikayetçi değil gibiler. Onlarca bu şekilde tanıdıkların mezarlarını geçerken hepsi ile ilgili çeşitli anılar acılar sevinçler bir bir gözümde canlanıyor. İçim buruk buruk olup kalbimin derinden sızladığını hissediyorum. Varıyorum anam ve babamın mezarının başına gelene kadar yaşadığım duyguların zirve yaptığı yere. Okuyorum başlarında bildiğim tüm duaları ben geldim uzaktan geldim gurbetten geldim yolumu gözlerdiniz geliş tarihimi sorar dururdun ana diyorum. Şimdi bir şey demeyecek misin bak ben geldim desem de cevabı bu dünyada alamadım. Belki de bana cevap verdiler ama ben şimdilik bu dünya kulağı ile duymasam da iç dünyamda boynuma sarılıp hoş gelmişsin dediklerini duyar gibiyim. Bunları düşünürken de az kaldı yakında yanınızdayım ifadelerinin dudaklarımdan döküldüğünü fark ederek hüzünlü hüzünlü ben mi onları terk ettim yoksa onlar mı beni bilemeden ayrıldım.   Ömer YILMAZ