Genel

ÖMER YILMAZ'IN KALEMİNDEN--KAYISI

Ben Malatya'nın Yağmurlu Köyünde bayır üzerinde dereye bakan bahçenin hemen girişindeki kayısı ağacıyım

ÖMER YILMAZ'IN KALEMİNDEN--KAYISI
Ben Malatya'nın Yağmurlu Köyünde bayır üzerinde dereye bakan bahçenin hemen girişindeki kayısı ağacıyım. Soyunu sorarsan zerdali, cinsimi sorarsan hacıhalilim.Tatım tatlı lezzetim hoş, rengim önce yeşil sonrada sarı, daha sonrada kırmızıya çalar. Çiceğimi en erkenden açar bahçeye beyaza bürürüm.   Bu yıl kış uykusundan yeni uyandım, uyandım da geçen seneki gibi olacağım acaba diyerek bekliyorum. Bıldır da kış uykusundan uyanmıştım. Yeni bir döneme zevkle heyecanla başladım. Hızlıca kendim geldim. Önce gövdemi sonra dallarımı ve dallarımın en ücra köşesine kadar kendimi yokladım sapasağlamım eksiğim yoktu. Can suyumu köklerimden itibaren saldım tüm gövdemi uyandırdım. Her tarafımı hızlıca uyandı, hazırladım kendimi öyle hız oldu ki ben bile tam anlamadım açtım çiçeklerimi. Tepemde sarı sarı kayısıları oldurmaya, büyütmeye hedefledim.   Ne heyecandı ne heyecandı, çiçeklerim önce tomurcuk oldu sonra açıldı açıldı bütün tepem bembeyaz oldu sandım ki kar yağdı; Sadece ben mi yanımdaki komşum da, onun yanındaki de ötekide, bahçedeki tüm komşum da benim gibi oldu. Bembeyaz olduk, birbirimizi artık tanımayacak hale geldik. Iılık ılık esen rüzgar dallarımı okşadıkça keyfime diyecek yoktu. Sahiplerim geldi yanındakilerle beraber, bize baktılar baktılar; Bu sene çiçek çok dediler, sevindiler konuşmalarına kulak kesildim; Birisi oğlumu evlendirim,bir başkası kızımın çeyiz parası çıktı dedi bir başkasınında evimin eksiğini tamamlayacağım dediğini duydum hele biriside ben kayısı parası ile traktör alacağım dedi ve bize bakışları değişti. Bende gururlandım kendime güvenim geldi. Bir değerimin olduğunu anladım. Ben haklı olarak kendi kendime ben çeyiz parasıyım, ben ev kuracağım,ben ev olacağım ben traktörüm dedim. Bunun için artık suyumu zamanında verecekler, toprağımı havalandırıp hatta ihtiyacım olan gübre ile de beni belki besleyecekler dedim. Haklıydım da çünkü benim tepemde çil çil sarı kayısılar olacaktı. Buna sahiplerim sarı altın bile dediklerini duymuştum. Bu sarı altın lafı beni çok mutlu ediyordu. Bazende kendi kendime kibirlendiğim bile oluyordu. Nede olsa ben sarı altındım.   Çiçeklerime ilaç beklemeye başladım. Birden bire havanın soğuduğunu gördüm. Hava aşırı şekilde soğuyordu. Üşümeye başladım artık üşüyordum üşüyordum. Ben buna dayanmalıydım. Bu soğukları atlatmam gerekir deyip kendimi teselli ediyordum. Ama çiçeklerimin figan ve feryatlarını git gide artıyordu. Ben bütün çabam ile onları korumak için tüm can suyumu onlara götürdüm. Sıcak tutmaya çalışıyorum. Bir iki günde böyle geçti. Artık benim çiçeklerimde korumaya dayanacak gücüm kalmadı geçe gelen soğuk hava dalgası ile donan çiçeklerimin boynu büküldü karardı. İki gün sonra havalar düzeldi sıcağı gören çiçeklerim tek tek beni terle etti. Bir baktım ki yapayalnız kalmışım.   Artık sadece meyvesiz kayısıyım bu yıl hiç bir şey sunamayacağım sahiplerime diye düşünüp üzülürken sahibimin feryatlarını duyar gibi oldum. O sene bana bakmadılar. O yazı susuz çaresiz ve ümitsiz geçirdim. Her ne kadar yapraklarımı olabildiğince kabartıp altımı gölge etti semde hiç kimse gölgeme bile gelmedi beni de en çok bu üzmüştü.   Şimdi yeniden canlandım. Geçen seneden daha çok sahip çıkacağım. Geçen sene sahiplerimin konuşmalarını unutmadım o ümitleri bu senede boşa çıkarmamaya gayret edeceğim. Kayısımı diğer ağaçlardan daha çok büyüteceğim. Bahçenin gözde ağacı olacağım. Önce benim gölgeme gelecekler benim dalımda özenle kayısıyı koparıp yiyecekler ve bana sarı altın diyecekler ben bunu hak edeceğim. Emir, Elif, Hasan benim tadıma bayılacak göreceksiniz....   Ömer YILMAZ