Evet, operasyon başladı. Nihayet halkımız olacaklarını fark etti ve beklenilen tepkiyi gösterdi, İstanbul’da toplanan dernek başkanları kesinlikle bu barajın inşasına karşı olduklarını belirten toplu bir deklarasyon metni oluşturuldu. Adıyaman bürokrasisinin bazı figürleri bölgede insanlarımızı ikna etmek için temaslarda bulundu. Meydana gelecek tahribatın ve bu tahribatla eş zamanlı olarak bölge halkının göstereceği tepkinin boyutu netleşti.
Ne olursa olsun bu barajı istemiyoruz. Ne olursa olsun bu barajın inşasına izin vermeyeceğiz. Bunu bölgede yaşayan, arazi ve ikamet etmiş olduğum konutunun su altında kalacak biri olarak dile getiriyorum. Burada bizimle bir bütün olmuş anılarımızın, yaşam kaynaklarımızın bertaraf olacağını görebilen sıradan bir vatandaş olarak dile getiriyorum. Hür bir şekilde, yarın vicdanıma verecek cevabımın olması için bu mücadeleyi gösteriyorum.
İnsanlarımızın sınırlarını belirleyen temel hassasiyetlerin başında tabii ki kendi yurtları gelir.
Yaşadığımız hayatın siyasete tahvili, son yıllarda artan deprem, göç, mega virüsler (covid-19) sürecinde gördüklerimize endeksli olarak gelişen tüm olumsuz kuşatmalara karşı memleketimiz bizler için daha değerli ve ihtiyacımızın bulunduğu hale geldiğini söylemeliyiz burada.
Tepehan bölgesinin aritmetik nüfus yoğunluğunun 20/1 ölçeği metropol şehirlerde olmasına rağmen yaz aylarında bu nüfusun en az yarısı kadar sürekli memleketi, baba toprakları, kadim yurtları olan yerlerle bağlantılı haldedir. Yani, bu insanların hassasiyetlerini birilerinin yok sayması gibi bir lüksü olamaz. Kimse bu insanları topraklarından atmaya kalkışmasın.
Elbette birleştirici değerlerimiz, amaçlarımız, siyasi bir çizgi ve duruşumuz ile hassasiyetlerimiz de var ama feci halde memleket sevdamızı da yine buraya not düşmek istiyorum.
Sorarım: hanginiz bu saatten sonra başka bir iklimde, başka bir rüzgarda, yüzyıllık bağlardan kopuk yaşamayı göze alabilir ?
Sorarım: Demokratik bir toplum, doğası gereği sade ve birleştirici kodları gelişkin bu köyleri şimdi bu parçalama, dağıtmak sürecini nasıl dayatabilir bize. Kurumlaşmış bir demokraside farklı hassasiyetlere sahip vatandaşlar hukukun teminatı altında, eşit haklara sahip ve hürriyet içinde yaşarlar. Böyle bir dayatmayı hak etmiyoruz.
Sorarım: nefsimizi bu denli köreltemeyiz, böyle kolay kolay vazgeçmeyeceğiz, çıkın gidin baraj geliyor nesnelliği kolay bir hadise olmasa gerek.
Sorarım: nereye, nasıl ve ne zaman gideceğiz. Bunun bir bilgisi dahi çok görülüyorken yuvarlak cevaplarla geçiştirildiğimiz bu önemli safhada sonuna kadar haklarımızı korumayacak mıyız yani!?
Böyle bir dönemde tutarsız, çaresiz, korkak durmak birilerine ganimet olmak demek gibidir. Sistemin dışında kalmak ise kapının dışında kalmaktır… lütfen bunu anlayın artık. Kırmızı çizgilerimiz var bizim. Bunların en başında da köylerimizi terk etmiyoruz. Barajın yapacağı tahribata izin vermeyeceğiz. Ekonomik tahribat yanında tarihsel tahribat ve sosyolojik tahribat meyanda gelecek. Tüm bu zarar ve hasarlarına hayır diyoruz. HAYIR! HAYIR!! HAYIR!!!
Pütürge Tepehan bölgesinde yapılması planlanan ve kararlaştırılan BÜYÜKÇAY barajını istemiyoruz. Kamuoyuna duyurumuzdur. Tüm halkımızı bu konuda teyakkuzda kalmaları konusunda bir kez daha uyarma gereği duyuyorum.
Tüm hemşeri, eş, dost, akrabalarımızdan Allah razı olsun.
Mustafa ALUÇ
MHP Pütürge ilçe başkanı




















