Genel

AYLİN CESUR: TÜRK KADINLARI OLARAK ATAÜRK’E ŞÜKRAN BORÇLUYUZ

Bunu kim yapacak? Biz yapacağız

AYLİN CESUR: TÜRK KADINLARI OLARAK ATAÜRK’E ŞÜKRAN BORÇLUYUZ

Bunu kim yapacak? Biz yapacağız. Sivil toplum örgütleri yapacak. Üniversiteler yapacak. Kadın örgütleri yapacak, kadınlar yapacak ve siyasi iktidar da bunun engeli olmayacak, önünü açacak. Ancak kadın temsili sağlanmadığında kadınların sorunları pek çok defa göz ardı edilebiliyor. Kadına yönelik şiddet, kadın yoksulluğu, girişimci kadınların desteklenmesi, annelik izni, kreş hakkı, kürtaj gibi pek çok mesele kadınları doğrudan ilgilendirirken, karar vericiler arasında yeteri kadar kadın olmaması, bu sorunların kadınların en çok menfaatine olacak şekilde çözülmesini engelliyor. Sadece kadınların bu meseleleri sahiplenmesi yetmiyor. Bu meseleleri erkeklerin de sahiplenmesi ve mücadele için aktif katılımcı olması gerekiyor. Ve en başta pek çok erkeğin belki de fark etmeden yaptığı ayrımcılıklardan vazgeçerek başlaması gerekir buna.

 

Son 15 yıla bakınca; duraksama ve hatta gerilemeler olduğunu görüyoruz. 15 temmuz darbe girişimi, denge-kontrol mekanizmalarının zayıfladığı başkanlık sistemine geçiş gibi konular yine demokrasi açısından kaygıları arttırıp, öncelikleri değiştirirken, yine başkanlık sistemi ile artan ekonomide yapısal tıkanıklık ve piyasalara güvenin azalması sonucu, bu ileri gidişi engelleyen ciddi bir ekonomik daralmayı da beraberinde getirdi. İfade özgürlüğü, gelecek kaygısı, geçim derdi vb. sorunlar karar alma süreçlerine katılabilecek pek çok kadınımızın beyin göçü ile yurt dışına gitmesine sebep olurken, artan kadına yönelik şiddet ve kadın yoksulluğu konuları, siyasi ajandalarda, karar alma süreçlerinde kadınlarının katılımının arttırılması gibi önemli bir konunun önüne geçmekte.

 

Burada en başında da söylediğim gibi bir zihniyet dönüşümüne ihtiyaç var. Hukuksal reformları, toplum hayatına indirebilmek için iktidarda olanların aktif olarak kadın erkek eşitliği değerlerini yüceltmeleri ve yaymaları gerekiyor.

Üzülerek ifade etmeliyim ki; kadın hakları meselesi de siyasileşmiş durumda. Hangi kadınların hangi hakları noktasında bir ayrışma söz konusu. İstanbul Sözleşmesinde regresif bir müdahaleye tepki oluşması, aynı şekilde karar alma süreçlerine progresif olarak, yani ilerlemeci çizgide etki edeceği anlamına gelmiyor.

 

Sonuca bakmak gerekiyor, şiddet ve cinayetlerin ne kadar çok arttığını daha geçen hatta Meclise sunduğum araştırma önergesinde arz ettim. 80 olan cinayetler, 480’lere çıkmış, bu çözülmezse bizim burada yaptığımız temsilde adaletti falan kısır görev savıcı olmaktan öteye gitmeyen konuşmalar olur. Yasa var ama uygulanmıyorsa uygulanır hale getirmek bizim görevimiz. Kadın hakları meselesi, sadece şiddet meselesi de değil. Kadına hayatın her alanında ne kadar yer verildiği meselesi.

 

Mesela Bolivya’da geçtiğimiz haftalarda Erkek Egemenliğini Ortadan Kaldırma Bakanlığı kuruldu. Bizim İYİ Parti programımızda da yine bu konunun her alanda çözülmesi için “Kadın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı” olarak yeniden düzenlenecek bir bakanlık ile konunun kaynağı ile aktif bir şekilde ilgilenmek ve bütün bu yapısal sorunlara çözüm getirmek vizyonu yer almakta. Biz kadınlar olarak; bizi özgür yapan, bize insanlık standartlarını getiren, eşit yapan ve bu ülkenin mutluluğu için her türlü imkanı açan cumhuriyettir, kıymetini bilmek zorundayız-bunu biliyoruz ve Atatürk’e şükran borçluyuz. Kadın-erkek ayrımı yapmaksızın, kısaca insan hakları olarak ifade edebileceğimiz haklar, sahipliği gerektirir. Kadınıyla, erkeğiyle, gelişmiş, uygar, demokrat ve müreffeh bir Türkiye’yi yaratmak için, geleceğe güvenle bakarak, karşılıklı sevgi ve dayanışma ile hareket etmeye mecburuz.

 

Ve reçete:

Türkiye bilim destekli, yere sağlam basan, demokratik ve akılcı adımlar atmadığı sürece bu sorunların devam edecektir. Gerçek demokrasi, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, milli iradeye saygı, iyileştirilmiş parlamenter sistem. Gelebilen ve gidebilen iktidarlar. İşleyen kuvvetler ayrılığı! Kadınlarımıza diyorum ki;

 

“Kendimize güveneceğiz. Birbirimize güveneceğiz. Demokrasilerimize güveneceğiz ve sadakatle bağlı kalacağız. Cumhuriyete sadakatle bağlı kalacağız. İnsan haklarından, demokrasiden ve uygar dünyadan kopmayacağız.

Ve ben; Kadını öncelik alan ve Genel başkanı kadın olduğu için gurur duyan bir kadın milletvekili ve TBMM üyesi olarak, düşüncelerimi sunma imkanı bulduğum için, paneli tertipleyen ve emeği geçenleri tebrik ediyor, tüm konuşmacı mevkidaşlarıma saygı sunuyor ve TBMM’mizin 100. Yılını yeniden kutluyorum.