Gündem

AFAD KURASINDAKİ ŞANSIZLIK

AFAD KURASINDAKİ ŞANSIZLIK

APAD kurasındaki şansızlık
Deprem üzerinde yaşayanları yeterince salladı, yıktı, öldürdü, yaraladı, yordu, üzdü mağdur etti. Bu Mevla’nın iradesi ile oldu boynumuzu eğdik kadere razı olduk. Bu bizi üzse de teselliyi bunda aradık bir nebzede olsa bulduk.
Ancak, devletimizin her imkanı seferber ettiği bir ortamda söz sahibi ve yetkili kişilerin uygulamasındaki aksaklıkların açtığı tahribata karşı teselliyi buna maruz kalan depremzedeler nerede nasıl bulacak?....Bu tahribatı tamir etmek nerede ise imkansız.
İşte buyurun size buna örnek;
İkizce'de yapılan konutlar birinci bölge, ikinci bölge olarak yapılıyor. Önceki yılın içinde birinci bölgede hak sahiplerine konut teslimleri yapıldı ve içinde oturuyorlar. Geçen yılın içinde  ikinci bölge için çekiliş yapıldı ve bu bölgenin birinci etap, ikinci etap, üçüncü etap içinde kalan konutların hak sahipleri de belli oldu.Bazı hak sahiplerinin anahtarı az 8 ay geçmesine  rağmen hala teslim edilmedi.
Allah için bakılsın birinci bölge de yapılan konutların mevkisi, konumu ile ikinci bölgede yapılan konutların mevkisi, konumu arasında dağlar ile fark var.
Zira ikinci bölgenin ikinci, üçüncü ve dördüncü etaplardaki konutlar adeta dağ başında inşa edilmiş.
Yapılıyor bazı hizmetler Allah devletimize zeval vermesin hizmetleri inkar ederek nankörlük yapma gibi bir derdimiz elbette ki yok olamaz ve olmamalıdır. Amacımız asla bu değil. Ancak şehre daha yakın yerlere en azında birinci bölge mevkiinde, konutlar neden yapılmadı? Depremzede konutların yer seçiminde bu hassasiyet gösterilip ortak akıl ile hareket edilmedi? 
Vatandaşın haklı sızlanmaları, itirazları üzerine ikinci bölge istikametinde vaz geçilerek tekrar birinci bölgenin ön tarafına evler yapılmaya başlandı.E.. şimdi sormazlar mı adama şimdiye kadar neredeydiniz. Dağı taşı evlerle doldurduktan sonra mı bu alana döndünüz.
Bu durum önceki kurada ismi çıkanlar açısında olumsuzluğu da beraberinde getirerek onları adeta şanslı şansız duruma düşürdü. Kurası çıkıp dağ başına glden depremzede keşke bana kura çıkmasaydı demeyecek mi? Elbette ki diyecek yazık değil mi bu insanlara.
 Başka bir ifade ile kurası çıkmamış hak sahiplerine, hem şehre hemde Ankara  asfaltına yakın, şehrin böğründeki bölümde ev sahibi olması noktasında şans yaratılırken; Sekiz ay önce çekilişte ismi çıktı diye sevindirilen ancak hala anahtarı teslim edilmeyen bu şanslı şansız hak sahiplerinin dağ başına mahkum edilmiş oldu. Bazı depremzedeler için şansızlık sadece bundan ibaret de değil değerli dostlar.
Yerinde dönüşüme verilen arsasındaki çoğunluğun kararına katılmayan hak sahiplerine, anlamsız ve gereksiz çifte standart bir uygulama tatbik ediliyor Afad tarafından. Bunlara kurada ismi çıksa bile anahtarı teslim edilmiyor. Nedeni  sorulunca "Genelge var" deniliyor. Bu nasıl bir iş anlamak mümkün değil. Çoğunluğun kararına uymayanların arsaları hazine adına tescil ediliyor ve bir çoğuda edildi. Bunların arsaları üzerinde tasarruf imkanları zaten kalmadı. Başka bir ifade ile böyle bir arsaları artık yoktur.  Hal böyleyken neden anahtarları verilmez?. Eğer yerinde dönüşüme verilen arsa üzerinde yapılan binaların bitmesi bekleniyorsa  niye bekleniyor. Bitmiş kurada sahibi belli konut orada iki üç yıl boş yere bekleyecek, tahrip edilecek belkide içerisinde bazı malzemeler çalınacak, dolaplar çürüyecek, bataryalar paslanacak, kapıların ayarları kaçacak bunlar milli servet değilmi?   Sonun da aynı bina iki belkide üç yıl gecikmeli aynı hak sahibine verilecekse bunun mantığı nedir?
Bu tamamen başı sonu düşünülmeyen bir ugulama, kaldıki bir kaç ay öncesinde böyle bir uygulama yoktu. Çoğunluğa katılmayan hak sahipleri TOKİ de konutlarını aldı ve oturmaya başladılar. Eski köye yeni adet getiriliyor.
Ayrıca, madem şehre yakın yerde konut yapma imkanı yaratıldı, kurası çıkan  ancak anahtar teslimi yapılmamış çoğunluk kararına katılmamış hak sahiplerinin çekilişler iptal edilerek, tekrardan ön arka demeden yeniden çekilişe katın, adlarına çıkan konutlar boş kalacağına depremzedelere verin. Bu teklif edilince buna da yok diyor AFAD.
Şanslı görün aslında şansızlığı bu tür uygulamalar ile sabit olan bu hak sahiplerinin mağduriyetleri giderilmeyip,  bir başka açıda cezalandırılıyor.. Devletimizin şefkat ve merhametle sarmaya çalıştığı yaraların böyle   ötesi beri düşünülmeden yaratılan uygulamalar ile amacından saptırılmasına asla müsaade edilmemesi gerekir.  Elbetteki hakkı hakkaniyet ile hak sahiplerine vermek de basiret ister öz veri ister. Ve nabal taşır gelin bu yüzlerce belkide binlerce depremzedenin nabalının altında kalmayın
Bizden söylemesi..

Haber- Cercis Kırlıoğlu